Prag’da 5 Gece

İlk Adımlar

Yıllar önce en iyi dostlarımdan biriyle “Kalk bir Avrupa görelim” diye başladığımız macera hüsranla sonlandı. (Not: O vakit bize vize vermeyen Fransa, yakın zamanda “Az vize veriyoz, vizeleri artırsak iyi olcek galiba” seviyesinde bir açıklama yaptı.) “Sırf Fransa yüzünden tüm Avrupa’nın üstünü çizme!” diyen eşimin kısa sürede beni ikna etmesinden sonra “Nereye gidelim o zaman?” sorusu zihnimizi kurcaladı bir süre. Yakın çevremizdeki soruşturmalarımız bizi tek bir adrese yönlendirdi: Prag. İyi ki de öyle olmuş.
Bu yazı, Prag gezimizi anlatmanın yanında ilk kez yurtdışına çıkacak ve Çek Cumhuriyeti vizesine giden yolda yürümeye niyetli kişiler için bir kaynak olması için de yazıldı. Geziye eşimle beraber, bağımsız, özgür, herhangi bir turun kısıtlaması olmadan çıktık. Avrupa’da kendiniz gezmek istiyorsanız orta hatta belki de birkaç önemli ifade düzeyinde İngilizce konuşmak yeterli ama İngilizce anlama (hem dinleme hem okuma için) seviyeniz üst düzeyde olmalı. İngilizce dışında aynı seviyede Almanca ve hatta İspanyolca bile işinizi görebilir. Yabancı dil olayında anlaştıysak, ve azıcık da maceracı ruhunuzu bilediyseniz, ilk adım olan pasaporttan başlayalım.

 Pasaport

İşin en kolay kısmı pasaport kısmı olsa da, kaç yıllık pasaport alayım diye düşünürken bulabilirsiniz kendinizi. Daha önceki denememizde 1 yıllık pasaport almıştık. İyi de olmuş bir yandan, değiştirdiğimde Fransa’dan yediğimiz ret pasaportumda göze batmıyordu. Çek Cumhuriyeti’ne kalbim gibi tertemiz bir pasaportla başvuru yapmış oldum. Pasaport alırken defter ve harç bedeli olarak iki kalem göze çarpıyor. Defter bedeli standart, karar vermemiz gereken ise pasaportumuzun kaç yıl geçerli olmasını istediğimiz olacak. 6 aylık pasaport kesinlikle almayın çünkü vize ile girebildiğimiz tüm ülkeler, vizenizin başlayacağı tarihten itibaren en az 6 ay geçerliliği olan bir pasaportunuz olmasını şart koşuyor ve pasaportu aldıktan sonra vize başvurunuz için harcayacağınız zamanı düşündüğümüzde yeterli zamanınız kalmıyor. En az bir yıllık pasaportumuzu almak için en yakın Emniyet Müdürlüğüne müracaat ediyoruz. Tabii müracaat etmeden önce biyometrik fotoğraf çektirmiş ve iki tanesini yanımıza almış olmamız, aynı zamanda pasaport ücretini de bankaya yatırmış ve dekontunu yanımıza almış olmamız gerekiyor. Nüfus cüzdanımız da gerekli elbette. Bunlar tamamsa, pasaport bölümünde işimiz kısa, elektronik bir alete parmak izlerimizi okutuyoruz, memur bilgisayara bilgilerimizi yüklüyor, formlar doluyor, imzalanıyor ve işimiz bitiyor. Pasaportumuz başvurudaki adresimize bir hafta-on gün içerisinde PTT Kargo ile ulaşıyor. İlk adım bitti, hayırlı olsun.

Vize

İşin en zor kısmı vize başvurusu. Başvuru yapmak için bir milyon detay var. Ama yazının devamında anlatılanları yaşamak istiyorsanız, bir milyon detay çok da değil esasen. Belgeleri toplarken, formaliteleri yerine getirirken ara sıra bezecek gibi olursanız, gezeceğiniz güzel günleri, göreceğiniz güzel yerleri düşünüp motivasyonunuzu diri tutun.
Bizim ilk yaptığımız şey uzunca bir süre uçak bileti aramak oldu. Doğru zamanda doğru kampanyayı yakalarsanız, çok uygun bir fiyatla gayet kaliteli bir uçuş yapabilirsiniz. Yurtiçini bilmem ama yurtdışına uçarken Türk Hava Yolları’nı tercih etmenizi şiddetle öneriyorum. Hizmet harika, yemeği, içkisi hem lezzetli hem bedava. Uçaklar da gayet konforlu. Uçak biletini 1 günlüğüne rezerve edip hemen booking.com’a girdik. Aklımızda 5 gecelik bir zaman aralığı ile booking.com’un altını üstüne getirdik. Bizim tercihimiz bir otel yerine stüdyo dair tutmak oldu. İçerisinde çift kişilik yatağı, gardırobu, mini buzdolabı, mikrodalga fırını, ocağı, yemek takımı, su ısıtıcısı, çamaşır ve kurutma makinesi, televizyonu, masası, sandalyeleri, koltuğu, interneti olan ama kliması olmadığı gözümüzden kaçan bir stüdyo daire tuttuk (Central National Apartments). Tercihimizin ne kadar doğru olduğunu da 6 gün boyunca gördük.
Kalacağınız yeri seçerken, uçacağınız tarihlerle en cazip kombinasyonu yakalamanız için, senkronize olarak birkaç tarihi hem seçtiğiniz otelde hem de uçak bileti tarihlerinde görmeniz iyi olur. Özellikle yaz mevsiminde otelde bir günlük, uçakta bir saatlik değişiklik çok büyük farklar çıkarıyor karşınıza. Uçak ve otel tamamsa, geldik belgelere. Belgeler en çetrefilli bölüm. İşinize göre detayları değişiyor. Fotoğrafın boyutları çok önemli, aynen orada yazan boyutlarda olmalı fotoğraflarınız.

Tüm bu belgelerden de öte işin en zor kısmı Çek Cumhuriyeti’nden vize görüşmesi için randevu alabilmek. Randevular VISAPOINT sisteminden en alınmakta ve biz 15 gün boyunca bize uygun bir tarih bulamayınca burada kolay yolu seçtik. Bir tur şirketine gittik ve bizim vize başvurumuzu yapmalarını, belgelerimizi iletmelerini, randevumuzu almalarını istedik. Yine çok iyi yapmışız, belgeleri önceden inceledikleri için yaptığımız hataları randevudan önce düzelttik, randevu alacağız diye bilgisayar karşısında çürümekten kurtulduk, şart olan sağlık sigortasını da uygun bir ücrete yaptılar, büyük dertlerden kurtulduk.
Randevu tarihimizde Maçka’daki Başkonsolosluk önüne gittik. Sıramız geldi, gayet güler yüzlü çalışanlar gayet makul sorular sordular, belgeleri incelediler ve uçuş tarihimizden yaklaşık 5 gün öncesinde gelip pasaportlarımızı alabileceğimizi söylediler. Bu bölümde gayet stresli bir bekleme süreci söz konusu, kafayı vizeye takmak yerine unutmaya çalışın. Günü geldiğinde olumlu/olumsuz ne cevap vereceklerse verecekler. Cevap olumlu ise, kalkın gidiyoruz.

İkinci bölüme devam etmek için tıklayın.