Gidecek!

Neler gidecek daha biliyor musun?
En mühim olanlar;
Vuslatına muhtaç olduğun, özlem fırtınalarında kahrolduğun bedenler;
Nefretinden kaçan, sevgine kucak açan, isyanına taş atan, duruşuna alkış tutan, öfkeni gıdıklayan, güneşine kalkan olan, sırrına ortak çıkan, neşene çomak sokan, bakışına kainatı satan…
Kim varsa gidecek!
Gözlerin dolacak sonra, dünya çekilmez olacak birden, yeşiller sarı görünecek, aydınlıklara gölgeler hücum edecek, matem dansa kaldıracak saat başı, saçların gri bir tona bürünecek, ellerin hareketsiz ve güçsüz, yüreğin sallantıda ve düğümlü, dudaklarında saklamaya çalıştığın bir titreme, omuriliğinden aşağı inen ter damlaları, içine attığın feryat, dilinde “Sağolsun dostlar”, zihninde hatıralar…
İzleyeceksin;
Yarım kalmış hedefleri, yanmaz sandığın ormandan kalan külleri, yetim kalmış düşleri, öksüz bakan yüzleri, eller üstünde yüzen ahşap gemide hareketsiz geçen seyahati…
Duyacaksın;
Onlarca nefesin bir helallikte birleşmesini, hıçkırıklara boğulan seslerin yüreğinde kümelenmesini, küreğin toprağa toprağın kefene değmesini, gözyaşlarının bir kabirde çiçeğe dönüşmesini, hasret pişmanlık belki isyan cümlelerini…
Ve döneceksin tekrar sana nefesini veren bahçeye; huzuru ve endişeyi üstüne salan, kahkahalarını gözyaşıyla paslandıran, cesaretini korkularla sınayan, sessizliği seslerle yalnızlığı eşlerle güçsüzlüğü zaferle çaresizliği sevinçlerle iyileri kötülerle buluşturan,
Bu katil,
Bu doğurgan,
Bu gaddar,
Bu merhametli,
Bu hain,
Bu sadık,
Bu sıkıcı,
Bu eğlenceli,
Bu tehlikeli,
Bu güvenli sulara döneceksin.
Ve yuttuğun suların ağırlığını ekleyip ağırlığına, yüzmeye kaldığın yerden devam edeceksin…

Güçlü ol ve kulaç at bebeğim!
Bu sularda ne varsa hepsini görecek,
Bu okyanusu damla damla içecek,
Bir sevecek bir nefret edecek,
Düşüp sürünecek,
Kalkıp yükselecek;
Ve dalgalı olsun ya da durgun bu sular
Elini elimde,
Yüreğini yüreğimde,
Beni hep yanında göreceksin…

Güçlü ol ve kulaç at bebeğim!
Hayatı böyle öğreneceksin…