mrpip.jpg

İnsanın evinden utanması en berbat şeydir…

Büyük Umutlarınız vardır, ama hayat hep istediği deliğe yuvarlar topu. Karşınıza çıkanlar ve çıkacaklar pusulanızı bozar, yönünüzü değiştirir, alır götürür düşünmediğiniz yerlere.

Ve “Geçmişi olmayan bir aziz, geleceği olmayan bir günahkar yoktur.”

Mr. Pip, daha ilk birkaç dakikasında Charles Dickens ile çekiyor içine, ve Büyük Umutlar ile harmanlanmış öyküsü – kimi zaman basit kalsa da – genelindeki değişken duygusallığıyla, sürprizleriyle, şiddetiyle akıntısına alıp götürüyor izleyiciyi.

İç savaş halindeki siyahi bir ülkenin küçük bir adasında, siyah halkın içinde tek beyaz adamı oynayan Hugh Laurie (Nam-ı diğer Doctor House), çizdiği gizemli ve bedbaht karakterle (Mr. Watts) müthiş bir oyunculuk sergiliyor. Kendini Büyük Umutlar hikayesinin içinde bulan Matilda karakterini canlandıran Xzannjah Matsi, Hugh Laurie’den aşağı kalmıyor performansında.

Bu çok boyutlu öyküde iyi-kötü birbirine karışıyor, yüzeysel geçtiği zannedilen durumlar bile iz bırakıyor. Sakin, duru ve etkileyici anlatıyor hikayeyi, hayatı alıp tıpkı hayatın kendisi gibi karşımıza koyuyor.