….

Ne diyordum? Ha, evet…

O bahsettiğim yol var ya, eskiden vardı işte anla! Çalıya, ota, taşa, toprağa basa basa açmıştık, yalınayak bastığımız bile olmuştur, bir de etraftaki ağaçlar kendiliğinden çıkmış sanırdık, kimsenin ağaç diktiğini görmedim ki ben; bir de taşladığımız kuşlar vardı, siyah ve çirkin.

İşte o yol diyordum, o ağaçlardan biri bir gün kapattı o yolu, hem de ne ağaç biliyor musun, bir devrildi ki yüzüstü, ağacın yapraklarından sızan kanla şu gördüğün bataklık oluştu. Şimdi girsen o bataklığa güvercin kemikleri bulursun, o çirkin siyah kuşları hiç barındırmamıştı o ağaç, nasıl yaptı bilmiyoruz, olan ağacın sakini bembeyaz güvercinlere oldu sonunda, kan kırmızı olup karıştılar toprağa, hiçbiri kaçmayı da denemedi, biz izliyorduk, günlerce izledik, ağaç kanadı durdu orda, güvercinler kanat bile çırpmadılar.