Balonlarız bizler de, rengarenk, şekil şekil. Her nefeste biraz daha büyüyoruz. Kimimiz daha baştan defolu çıkıyor, sönük, bekliyor atılmayı. Kimimiz olgunluğuna ulaşamadan patlıyor, bazen kaza ile, bazen sebep kötü niyetli bir iğne.
Sonra havada duruyoruz bir süre, elden ele geziyoruz. Kimimiz bir odada sürdürüyor hayatını, bazen diğer odaları da görüyor birilerinin eşliğinde. Kimimiz açık havada bulutları seyrediyor, sonra birilerinin elinden kaçıp, uçup gidiyor uzaklara, haber bile vermiyor bir kimseye.
Halimizden en memnunken, havamız sönmeye başlıyor giderek, zirvelerde tutunamıyoruz artık, yere yaklaşıyoruz, buruşuyor, kırışıyor, küçülüyoruz. Yıpranmış, soluk bir tenimiz kalıyor. Bağımız soluğunu içinde tutamıyor artık, bir kaçak var belli, durduramıyoruz. Son soluğumuzu da veriyoruz çaresiz, içi boş plastik bir kabuk kalıyoruz. Ve sonra en sevenin hüznü eşliğinde gönderiliyoruz balon cennetine.
Yıllar sonra birinin anılarında canlanıyoruz kısa bir anlığına, hepsi bu.
Hepsi bu kadar işte.